|

Ravza | |
Gördüğüm günden beri ey gül-i rânâ seni,
Gözlerim yollarda ol gözleri elâ seni..
İstemem kalsın artık gönlümde gül arzusu,
Ararım her yerde ey kâmet-i bâlâ seni.
Sarmıştı rûhumu köyünün amber kokusu,
Dolaştığım her yerde duymuştum cânâ seni..
Bahçenin içindeki yemyeşil fistanınla,
Gördüm güzeller arasında müstesnâ seni...

Bakıp seni gören âşık,
Başka cemâli neylesin?
Dostluğuna eren sâdık,
Başka visâli neylesin?
Kulaklar duymuşsa sesin,
Duyar mı ağyâr nefesin!
Gönüllere Sultan Sensin,
Gayri âmâli neylesin?
Ağızlara şerbet-şeker,
Sînelerde adın eser;
Sevgini tatmışsa eğer,
Kaymağı-balı neylesin?
Gönül Seni sevmiş ise,
Visâline ermiş ise,
Harîmine girmiş ise,
Mâl u menâli neylesin?
Fakirler lûtfunla ganî,
Âcizlerin tek güveni;
Şevk ile ananlar Seni,
Derd ü melâli neylesin?

Her an ayrı bir bahar yaşar gönül Seninle,
Yüzüne nûr saçtığın şu gökkubbe altında.
Güneşlere taç giydiren o Kutlu Elinle,
Araladın sır kapılarını Hak katında...
Şimdi yeryüzü bir Cennet varlık harmanıyla;
Tekmil bezmine ermişlerin başları tutkun.
Dünkü şu köhne cihan dahi dört bir yanıyla,
Sunduğu kadehin sermesti olmuş Sonsuz’un...
Yaslı dudaklarda beliren tebessümlerden,
Artık gök ehlinin arza yöneldiği belli..
Meltemler esiyor amber kokulu günlerden;
Ay kadehini toprağın bağrına dökeli.
Gece çengilerinin işi darmadağınık,
Aklın dizginleri semânın eline geçti...
Sözü Başbuğlar Başbuğu söylüyor uyandık,
Sevinin; kasvet dolu bir devir daha geçti!
Çözülüp gitti bir bir önü-sonu olanlar;
Sonsuz’un boyasıyla boyananlarda huzûr;
Ölüm diyarında ölümsüzlüğü bulanlar,
İçlerinde aydınlık, çevrelerinde hep nûr.
Onların hiç solmayan baharları yanında,
Sönük bir masaldan farksızdır İrem Bağları..
Ve gidip sonsuzla bütünleşen rûhlarında,
Tekmil duyar ve yaşarlar aydınlık çağları.
Eskiyen eskiyip gitti söz eskimeyende,
Ölenlere merasim, kalanlara tâziye..
Kaptırdı artık ilhad boynunu bir kemende,
Muştular geleceğe, selâm şanlı mâziye!

Beni Yalnız Bırakma
Gönlüm gözüm Senin ile açılır,
Geçilmezler Senin ile geçilir,
Adın anılınca nûrlar saçılır;
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Ben bir kapıkulu, Sen de Sultansın,
Yolda kalmışlara Hak’tan emansın,
Ben bir ceset isem, Sen onda cansın;
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Dost aşkına kulun yalnız bırakma!
Âşıklar ararlar Seni her yerde,
Dudağın şerbeti dermandır derde..
Ben bir dertli isem dermanım nerde?
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Bir yüzü karayım pek çok vebâlim,
Düşe-kalka, kalmadı hiç mecâlim..
Bilmem ki ötede ne olur hâlim..?
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Hak aşkına kulun yalnız bırakma!
Bir zaman mevsimler bütün bahardı,
Korkarım o günler bir bir karardı..
Merhamet! Yollarım bir sarpa sardı..
Doğ rûhuma beni hasretle yakma!
Dost aşkına kulun yalnız bırakma!
Gönlümün Gülü
Seni seven her rûh uludur Yâ Resûlallâh!
Gözü-gönlü onun doludur Yâ Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur Yâ Resûlallâh!
Beklemez başka iltifat bezmine erenler,
Semtinde her göz buğuludur Yâ Resûlallâh!
Her an uçuşup şem’ine pervâne dönenler,
Rûhların onlar bir koludur Yâ Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,
İklimin kuşların yoludur Yâ Resûlallâh!
Huzûrunda bel kırıp da boyun büken başlar,
Bu rûhlar sana kuruludur Yâ Resûlallâh!
Seni görmek mü’minlerin en tatlı rüyâsı,
Gören gönüller pürhuzurdur Yâ Resûlallâh!
Dîdârın bu garip kıtmîrin tatlı hülyâsı,
O hülyâ gönlümün nurudur Yâ Resûlallâh!
Gönlümün Gülü
Seni seven her rûh uludur Yâ Resûlallâh!
Gözü-gönlü onun doludur Yâ Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur Yâ Resûlallâh!
Beklemez başka iltifat bezmine erenler,
Semtinde her göz buğuludur Yâ Resûlallâh!
Her an uçuşup şem’ine pervâne dönenler,
Rûhların onlar bir koludur Yâ Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,
İklimin kuşların yoludur Yâ Resûlallâh!
Huzûrunda bel kırıp da boyun büken başlar,
Bu rûhlar sana kuruludur Yâ Resûlallâh!
Seni görmek mü’minlerin en tatlı rüyâsı,
Gören gönüller pürhuzurdur Yâ Resûlallâh!
Dîdârın bu garip kıtmîrin tatlı hülyâsı,
O hülyâ gönlümün nurudur Yâ Resûlallâh!

Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;
Gönlüm Sana hayran!.
Nergis bakışlarının tesiri ne de yaman!
Sultânım el-amân..!
Bak sînemde bir ok var, derûnumda bir acı,
Sendedir ilâcı...
Ey varlığı nûr, dünyası sürûr, sözü Kur’ân!
Her derdime derman...
Pür âteşim bırakma hicranda beni zinhâr!
Rûhumda âh u zâr...
Hem mahzûn, hem de perişan dertlerle kıvrandım;
Kapına dayandım!
Bilmem başka kor, başka ateş, ben Sana yandım;
Seninle uyandım.
Ey dünyaya arştan gelen nûr, ey meh-i tâbân!
Aydınlattı ziyân...
Bakıp da evsâfına hep dîdârını andım;
Aşkınla kıvrandım.
Ey taptaze gül, kâkülü amber, saçı reyhan!
Câziben ne yaman!
Görmemiştir cihanda gözler Sen gibi dilber...
Güneşlerden enver...
Aç lütufla bağrını aç ki kıtmîr kulundur!
Dergâhın uludur...
Deryâlara denk kereminden bir katre ihsân,
Ey gönlüme Sultân!
Lütfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok!
Derdim herkesten çok.
Ay yüzlüm, apaçık sözlüm rûhum Sana kurban;
Gönlüm Sana hayran!.
Nergis bakışlarının tesiri ne de yaman!
Sultânım el-amân..!
Bak sînemde bir ok var, derûnumda bir acı,
Sendedir ilâcı...
Ey varlığı nûr, dünyası sürûr, sözü Kur’ân!
Her derdime derman...
Pür âteşim bırakma hicranda beni zinhâr!
Rûhumda âh u zâr...
Hem mahzûn, hem de perişan dertlerle kıvrandım;
Kapına dayandım!
Bilmem başka kor, başka ateş, ben Sana yandım;
Seninle uyandım.
Ey dünyaya arştan gelen nûr, ey meh-i tâbân!
Aydınlattı ziyân...
Bakıp da evsâfına hep dîdârını andım;
Aşkınla kıvrandım.
Ey taptaze gül, kâkülü amber, saçı reyhan!
Câziben ne yaman!
Görmemiştir cihanda gözler Sen gibi dilber...
Güneşlerden enver...
Aç lütufla bağrını aç ki kıtmîr kulundur!
Dergâhın uludur...
Deryâlara denk kereminden bir katre ihsân,
Ey gönlüme Sultân!
Lütfeyle ne olur bildiğim başka kapı yok!
Derdim herkesten çok.

| ____________________________ | ___________________________ | ___________________________ |
| _______________________________________________________________________________________ |
| ©siirler | Yorum (yok) :: Yorum yaz! | 2/8/2006 |